THYESTES by Seneca (Penguin Books)
Çeviri
THYESTES by Seneca
İngilizce Çevirisi : E.F. Watling
———
SAYFA 64
———
Çoktan dize getirdiğin ve yenmeyi öğrendiğin zorluklardan mı söz ediyorsun?
Şimdi rahat bir yoksulluktan kaçış arıyorsunuz öyle mi?
Hayır, yine de bir dilenci olmak bile daha iyidir.
Hala dönebiliyorken geri dön, güvenle kurtul buradan.
TANTALUS: Neden, baba? Ne, senin yuvandan yüz çevirmene sebep olabilir?
Neden inatla böyle bi mutluluğa direniyorsun ki?
İşte kardeşin! Barış içinde sana geri dönmüş.
Sana tahttan payını da veriyor.
Seni yeniden sen yapıyor ve ailemizin kırılmış tüm parçalarını bir araya getiriyor.
THYESTES: Bana nedenini soruyorsun ve ben sana bunun cevabını veremem.
Korkuyorum, korkmak için sebep yok biliyorum ama korkuyorum.
Gidebilsem ben de kaçıp giderdim. Ama artık hareket edemiyorum, dizlerim güçsüz, bacaklarım beni taşımayı reddediyor.
Bir kuvvet, gitmeye çalıştığım yoldan beni geri püskürtüyor.
Fırtınada bir geminin kürekleri ve yelkenleriyle çalkalanması gibi,
ama kürekler ve yelkenler akıntıya karşı koyacak güçte değil.
TANTALUS: Sizi asıl niyetinizden alıkoyan bu engelleri bir kenara bırakıp döndüğünüzde sizi hangi ödüllerin beklediğini bir düşünün.
Baba, Kral olabilirsin.
THYESTES: Bir ölü de olabilirim.
TANTALUS: Yüce güç…
THYESTES: …hiçbir şeydir, hiç bir şey istemeyen bir insan için Yüce Güç hiçbir şeydir.
TANTALUS: Senin arkandan gelecek oğulların var.
THYESTES: Bir krallıkta iki kral olamaz.
TANTALUS: Mutluluk vaadedilirken perişanlığı seçiyorsunuz öyle mi?
THYESTES: Bunu benim yerime sen al oğlum.
Büyük ödüller, sahte yönleriyle ve zorluklardan korkumuzdan dolayı bizi baştan çıkarıyor.
———
SAYFA 65
———
Tıpkı bir sanrı gibi.
Büyüklerin arasında, her gün dehşet içinde olurdum.
Kendi yanımda taşıdığım kılıçtan korkuyordum.
Kimsenin önünde durmuyor olmak ve yere uzanarak rahatça yemek yiyebilmek mutluluğun doruk noktasıdır.
Mütevazı sofralarda yemek korkmadan yenir. Fakirlerin kulübelerinde suikastçı bulunmaz, zehirli içki altın kupalarda önüne servis edilmez.
Bilen biri olarak konuşuyorum ve seçimimi zenginlik değil, zorluklarla dolu bir yaşam olarak yapıyorum.
Benimki, aşağıdaki sıradan insanları korkutmak için bir dağın tepesine inşa edilmiş yüksek bir mesken değil.
Beyaz fildişiyle kaplı tavanlarım yok.
Kapımda beni koruyacak bir nöbetçiye ihtiyacım yok.
Balıkçı filom yok,
devasa bloklarını denize zorla sokan iskelelerim yok.
Karnım, Doğu’daki tarlaların hasatları ve milletlerin haraçları ile doldurulmaya aç değil.
Hiç kimse benim için türbede tütsü yakmasın; Jüpiter'inkinden daha zengin sunakları olan bir Tanrı değilim ben.
Lüks yeşilliklerle dolu çatı bahçeleri bana göre değil.
Yüzlerce elin emeğiyle sağlanan buharlı banyolar benlik değil.
Günüm uyku zamanı, gecem ise Bacchus uğruna bitmek bilmeyen bir nöbet değil.
Ama aynı zamanda, hiç kimseden korkmuyorum.
———
SAYFA 66
———
Evim savunmasız ama güvenlidir.
Mülküm küçük olsa da, huzurum büyüktür.
Krallık sınırsız evet ama Krallık diye bir şey yok ki!
TANTALUS: Bunu isteyemez veya reddedemezsin.
Krallık size Tanrı tarafından verildi.
Kardeşiniz onun ile birlikte Kral olmanızı istiyor.
THYESTES: Kardeşim, öyle mi? Burada mutlaka bir tehlike var, veya bir tuzak.
TANTALUS: Kardeş sevgisi, gerçek bir sevgidir ve bir kez kaybedildikten sonra çoğu zaman kalplerde yeniden yaşayabilir.
Kırılan şey geri tamir edilebilir.
THYESTES: Benim kardeşim mi beni seviyor?
O halde yakındır okyanusun Yedi Yıldız'ı yıkaması,
vahşi Sicilya akıntılarının öfkesinin yatışması
Yakındır İyonya Denizi’nin olgunlaşan mısırlara tarla olması ve gecenin karanlığının gün ışığımız olması
Ve yakındır Suyun ateşle; denizin rüzgarla ve ölümün hayatla uzlaşması
TANTALUS: Ama ne gibi bir zarar gelmesinden korkuyorsunuz ki?
THYESTES: Her türlü zarardan.
Onun gücü, nefreti kadar sınırsızken benim korkumun neden sınırları olsun ki?
TANTALUS: Sana nasıl zarar verebilir ki?
THYESTES: Kendim için değil sizin için biliyorum oğullarım. Atreus'un gücünden korkmam gerektiğini biliyorum.
TANTALUS: Bütün dikkatine rağmen bir tuzaktan mı korkuyorsun?
THYESTES: Tuzağa düşmüşsen dikkat etmek için geç kalmışsın demektir.
Devam edelim o zaman.
Ama - baban olarak söylüyorum -
şunu unutma; yolun buysa, ben de arkandan gelirim.
TANTALUS: Tanrı iyi niyetinize nezaketle bakacaktır.
Cesurca ilerleyin.
[Yandan Atreus girer.]
———
SAYFA 67
———
ATREUS: Ağ örülmüş, oyun tuzağına düşmüş
kardeşimi, yanında nefret dolu oğullarıyla birlikte görüyorum.
Artık intikam kesindir.
Thyestes artık elimde, kendisi ve sahip olduğu her şey ile birlikte.
Sabırsızım ve öfkemi dizginlemekte zorlanıyorum.
Keskin burunlu bir Umbria av köpeği gibi
tasmalı ve itaatkar;
Avı hala uzakta ve koku zayıf olsa da avının peşinde, burnu yerde, sessizce izini sürüyor.
Ama avıyla yakın mesafedeyken boynunun her kasıyla savaşacak, kısıtlamaya karşı çıkacak ve tasmayı elinden kaçırmaya çalışacak.
Ve kanın kokusunu aldığında…
Öfkesi neredeyse kontrol edilemeyecek!
Ama kontrol edilmesi de gerek…
Baksana şuna! Saçı nasıl da o harap olmuş yüzüne ve traşsız çenesine serpilmiş.
Ama ona güven verecek bir karşılama yapmalıyız.
Hoş geldin sevgili kardeşim!
Seni görmek ne güzel! Gel de uzun süredir hasretini çektiğim kardeşime bir sarılayım.
Bizi ayrı düşüren öfkemizi unutalım ve bundan böyle
Olsun aşk ve akrabalık bizim yasamız,
Kınansın ve yok olsun bütün düşmanlığımız.
THYESTES: Masum olduğumu iddia edebilirim, ama madem bana bu halde geliyorsun,
itiraf etmekten, açıkça şunu itiraf etmekten başka bir şey yapamam; senin bütün bu bana inanmalarının suçlusu benim kardeşim.
Senin bu sevgi dolu halin beni savunmamdan mahrum etti.
———
SAYFA 68
———
Sadece sadık bir kardeşin gözünde suçlu görünmek bile kendimi suçlu saymama yeter.
Gözyaşları içinde yalvarmaktan başka bir şey yapamam - ki kimse beni daha önce kimsenin ayağına değmemiş bu ellerle yalvarırken de görmemiştir.
Bütün öfkeni bir kenara bırak,
Yüreğin öfkenin kargaşasından hafiflesin.
Güvenimin teminatı için kardeşim, masum oğullarım senin rehinen olsun.
ATREUS: Ayaklarıma kapanma kardeşim, kollarıma gel.
Ve siz üç delikanlı, bu yaşlı adamın nöbetçileri,
Siz de beni kucaklayın.
Kardeşim, sen de şu yırtık elbiseyi çıkar, görünüşü beni rahatsız ediyor
Git ve benimki gibi bir elbise giy.
Kardeş krallığımızın payını iyi niyetle kabul et.
Kardeşimin, doğuştan gelen kraliyet hakkına sağ salim geri döndüğünü kabul etmem benim için bir onur sayılır.
Bir krallığa sahip olmak bir erkeğin talihidir.
Bunu birine vermek ise bir hayır işidir.
THYESTES: Ve tanrılar kardeşim, iyiliğin hak ettiği şekilde seni ödüllendirsin.
Kraliyetin simgesi olan taca gelince de,
Bu harap olmuş kafada bu taç ve bu feci ellerde de asa durmaz.
Bırakın da tebaanızın en mütevazıları arasında görünmeden yaşayayım.
ATREUS: Bu diyar iki krala da yetecek kadar geniş.
THYESTES: Bilirim ki senin olan benimdir kardeşim.
ATREUS: Hangi adam bu bol servetin bahşettiklerini reddeder ki?
THYESTES: Bolluğun ne kadar hızlı tükendiğini bilen bir adam.
ATREUS: Aradığım bu onura sahip olamaz mıyım ben?
THYESTES: Senin onurun güvence altında kardeşim, ama ya benimki?
Tacı reddetmekte kararlıyım.
ATREUS: Eğer sen kendi hakkından vazgeçersen ben de kendiminkinden vazgeçerim.
THYESTES: Pekala… O halde bana dayatılan bu unvanı ancak tüm silahlarımı, güçlerimi ve kendimi sizin hizmetinize adamak şartıyla kabul ediyorum.
———
SAYFA 69
———
ATREUS: O halde gelin ve muhterem başınız, üzerine koyacağım boyunduruğun acısını çeksin.
Tanrılara onlar için hazırladığım kurbanın üstünde bir kurban sunacağım.
———
KORO
———
Herhangi bir adam buna inanabilir mi?
Atreus, o sert, acımasız, pişmanlık duymayan zalim adam, kardeşi karşısında duraklayıp güçsüzleşmişti.
Doğal sevgiden daha büyük bir güç yoktur gerçekten bu dünyada.
Yabancılar arasındaki çekişme sonsuza kadar devam edebilir mesela,
ancak bir kere bağlamışsa insanı sevgi zinciri
her zaman yeniden bağlar mutlaka.
Barış, bozuldu bir çekişmenin fırtınası ile
Hiç de küçümsenmeyecek nedenlerle
Ve savaşa çağrı duyuldu
Savaş Tanrısı Mars’ın emri,
Silahlı atlıların öfkeli ayak sesleri
Ve parlak zırhların taze kana susamışlığı ile
Ancak sevgi yendi kılıcı
Çekişen elleri bağladı
Ve kendilerine rağmen
Uzlaşmaya götürdü savaşçıları
Öyle bir mücadeleydi ki, çok acı
Kısacık zamanda hangi tanrı verdi bize bu barışı?
İç savaşın gürültüsü yüksekti
Daha dün Miken’in her yerinde,
Anneler dehşetten beyaz kesildi
Yavruları ellerinde
———
SAYFA 70
———
Kadınlar kocalarını korkuyla izledi
Onlar barışın körelttiği kılıçları kuşanırken isteksizce
Daha sonra onarılmalıydı yıkık duvarlar
Ve restore edilmeliydi yaş aldıkça zayıflayan kuleler
Demir sürgülerle aceleyle kilitlenmeliydi kapılar
Ve gecenin tehlikelerini bekliyordu siperlerde endişeli muhafızlar
Savaşın kendisinden de kötüydü
Beklemek savaşı korkuyla
Artık sustu katilin tehditkar kılıcı
Sustu trompetin heyecanlı çağrısı
Ve sustu borazanın keskin notası
Derin bir huzur geldi şehre
Ve dönüştü her şey neşeye
Böylece, kuzey rüzgarları düştüğünde Bruttian Denizi’ne
Ve dalgalar en derinlerden geldiğinde,
Yankılandı gümbür gümbür vuruşları Scylla’nın mağaralarında
Ve henüz karada olan denizciler titrediler Görünce Charybdis’in açgözlülükle yutup Kustuğu girdap gibi dönen suları
Ethna'nın yanan kraterinin derinliklerinde oturan vahşi Tepegöz'ü korku sardı:
Babası, durmak bilmeyen demirhanelerinin fırınlarını besleyen sonsuz yangınları yakında söndürebilecek miydi çağlayanıyla?
Ithaka titriyordu
Ve hırpalanmıştı Laertes
O küçük krallığının boğulmasını görmeyi bekliyordu
Ancak rüzgar estiğinde kendi gücüyle
Deniz daha sakin kalır bir gölden
Derinlikleri aşmaktan korkan gemiler
Yayıyor her tarafa yelkenlerini
Düz bir zeminde dans ediyor tekneler
Göz görebiliyor balıkların gidişlerini
———
SAYFA 71
———
Suların altında yüzüyor,
Nicedir kasırganın öfkesinin dövdüğü dalgalar
ve şok içinde titreyen Cyclad adaları
Hiçbir yaşam değil kalıcı
Zevk ve acının vardır sırası
Ama kısa sürer zevkin sefası
Zaman hızla değişir en yüksekten alçağa
Halk kapanır korku dolu bir saygıyla
Tahtı teslim eden Kral’ın ayağına
Onun bir selamıyla
Güneşin komşuları Medler,
Part atlıları ve Kızılderililer
Ve onların da korktuğu Dahyalılar
Koydular kınına kılıçlarını
Kendisi bile korkuyla taşırken kafasındaki tacı
Kaderin işaretlerini kaygıyla yoklar
Hain zamandan ve her şeyi değiştirebilecek şanstan korkar
Ki sen, dünya ve okyanusun;
yaşam ve ölümün hükümdarının korkunç gücünü verdiği kişisin.
Mütevazı ol, yakışmıyor sana o kibirli yüz.
Tebaanızı titreten hiçbir tehdidiniz,
Efendinizin üzerinizde tuttuğundan daha büyük değildir
Dünyanın kralları da daha yüce bir krallığa boyun eğmelidir.
Güneşin, yükseldiğinde gördüğü bazı kimseler,
Aynı güneş batarken gözden kaybolabilirler
Kaderin gülüşüne kanmamalı hiçbir adam
Terk etmemeli de umudunu zor zamanlarda
Kaderin Çarkıdır bu
Dolar iyiyi ve kötüyü birbirine
Vermez şansa hiç dinlenme fırsatı
Ve tutar her şeyi hareket halinde
———
SAYFA 72
———
Hiçbir adam ona yarının teminatını verecek kadar Tanrı’nın iyiliğinden emin olmamıştır.
Yaşamın çemberi Tanrı'nın elinin altındadır
Ve bu çark hızla dönmeye devam eder.
Bu portfolyoyu beğendin mi? O zaman ilk yorumu sen yap...