Durağın Köşesinde Tanımadığım Bir Kadınnn— Ayrılığın ilk günü —
Senaryo & Yaratıcı Metin
Sabah saatleriydi. Sokak henüz kalabalıklaşmamış, sessizlik bir süreliğine hâkimiyet kurmuştu. Durağın köşesine geçtim, genelde hep orada dururum. Arkamı duvara yaslayabildiğim, insanların doğrudan üzerime gelmediği bir yer. Her gün binlerce kişinin geçtiği bir durakta, insanın kendine ait bir nokta bulması önemlidir. Kalabalıkla birlikte savrulmamak için küçük sabitliklere tutunuruz.
Yanıma bir kadın geldi. Durakta durduğum yönün karşı köşesinde ayakta kaldı. Başını öne eğmişti. Bakışlarında uzaklara değil, yere dönük bir kararlılık vardı. Konuşmak istiyor gibi görünmüyordu. Ama bir anda, hiçbir uyarı vermeden sesini duydum.
“Bugün tam üç yıl oldu,” dedi.
Sesi düşük tondaydı, ama cümle belirgindi. Bu söze karşı bir cevap beklenmiyordu. O an yalnızca o konuşacak, ben dinleyecektim. Bunu ikimiz de anlamıştık.
“İnsan unutacağını sanıyor. Günler geçince geçer diye düşünüyor. Ama bazı şeyler sadece susuyor, yok olmuyor.”
Bir süre sustu. Ceketinin düğmesiyle oynuyordu. Elleri titremiyordu ama hareketi dalgındı. Cümlelerini düzenlemiyordu; ne geldiyse söylüyordu. Sanki kendi kendine konuşuyor gibi.
“Biz bu durakta vedalaştık. Yanımda küçük bir valizi vardı. Gitmek istediğini biliyordum. Bana kal desem kalır mıydı, hâlâ emin değilim. Ama demedim. O da sustu, gitti.”
Bu defa sustuğunda gözlerini kaldırdı. Yüzü solgundu. Göz altlarında uykusuzluk değil, yorgunluk vardı. Yılların yorgunluğu değil; bir kararın, bir kelimenin, bir susuşun ardında kalan yaşanmışlık.
“Bana bir kitap ayracı bırakmıştı. İçine ‘kendinle konuşmaktan vazgeçme’ yazmış. Yıllardır onu çantamda taşıyorum. Ne zaman konuşamayacak kadar yorulsam, o yazıya bakıyorum.”
Otobüs geliyordu. Kadın dönüp bana baktı. Göz göze geldik.
Gözlerinde öfke yoktu, gözyaşı da yoktu. Sadece anlatılmış bir hikâyenin son hali vardı.
“Teşekkür ederim,” dedi. “Sadece burada durduğun için.”
Ben cevap vermedim. Cevap beklemiyordu zaten. Otobüse binmedi. Sokağın devamına yürüdü. Arkasından bakmadım. Anlatılanı duymuş olmak yeterliydi.
O gün bir kez daha şunu düşündüm:
İnsanlar her zaman çözüm aramaz.
Bazen sadece bir tanık isterler.
Kendi geçmişlerine, içlerinde biriktirdikleri kelimelere, sustuklarına…
Birinin şahit olmasını isterler.
Ben o sabah hiçbir şey yapmadım. Sadece durdum.
Ve o, kendine ait bir hikâyeyi taşıdığı yerden bırakıp yürüdü.
Belki biraz daha hafifti.
Bu portfolyoyu beğendin mi? O zaman ilk yorumu sen yap...